şimdi oyun zamanı..

..ve sonunda kendi tasarladığımız oyunları oynamaya başladık. Geçen derste biz dahil üç grubun oyunlarını oynadık. İlk olarak bizim grubun tasarladığı matematikte işlem konusunda tablo çalışmasını kolaylaştıracak ve daha eğlenceli hale getirerek öğrencilere anlatmayı amaçladığımız oyunumuzu arkadaşların beğenisine sunduk. Oyun tasarlama aşamasında göremediğimiz eksikleri oyun oynanırken daha iyi farkettik. Yani kurguda meydana gelebilecek eksikleri pratikte daha
iyi görme imkanı bulduk. Ayrıca oyun sonunda arkadaşların görüşleri sayesinde bizim farkedemediğimiz noktalarıda saptamamıza yardımcı oldular. Onların görüş ve önerileriyle oyunu tekrar düşündüğümüzde daha güzel bir youn ortaya çıkaracağımıza eminim. İlk tecrübe için fena olmayan oyunumuz bilmem arkadaşlar nasıl buldu. Dİğer gurupların oyunlarıda baya güzeldi. Özellikle ikinci grubun oyunu hem heyecan hemde oyun içinde sürekli canllı tutulan adrenalini sayesinde çöok keyifli ve eğlenceliydi. Oyunu oynayan şnaslı kişilerden birisi olamasamda kenarda izlerken bile oyuna katılmamak için kendimi zor tuttum. Arkadaşları buradan tebrik ediyoru. Kurgu ve içerik olarak çok güzel bir oyundu. Hatta eğlence dozu yüksek bir oyun olduğunu söyleyebilirim. son oyunda diğer pyunlara nazaran biraz heyecanı az gibi gözüksede onlarda arkadaşların emek verip tasarladığı ve kendi içinde diğerlerinden farklı özelliklere sahip bir oyun çeşidiydi. Konuyla oyunun aynı platformda buluşturmak biraz zor olsada yinede konu hakkında bişeyler çağrıştırıyordu. Ama genel itibariyle verilmek istenen mesaja yönelik daha güzel bir oyun tasaralanabilirdi. Ayrıca ben oyunları oynarken şunu gördüm oyunların olmaz sa olmaz şartı heyecan ve eğlenceli olması. Çünkü bu oyunları oynarken çocuklar zaman gçirmek için değil eğlenmek ve keyif almak için oynayacaklardır. Eğer içerisine heyecan ve adrenalin dozu iyi şerpiştirilmiş oyunlar tarsarladığımızda zaten oyun kendiliğinden çocukları saracak ve oynamaktan keyif alacaklardır. Bu sayede bizde çaktırmadan istediğimiz bilgi ve berecrileri çocuklara öğretme imkanına kavuşabiliriz. Sonuç itibariyle grupların hazırladığı oyunlar her biri kendi içinde özgün olamay çalışan çalışmalardı. Bakalım bu hafta diğer gruptaki arkadaşların bizim için hazırladıkları oyunları merakla bekliyorum.

Yayınlandı:  on Mayıs 24, 2007 at 9:10 pm Yorum yapın

ve sonunda sıra bizim oyunda..

haftalardan beri uzun üzerinde çalıştığımız ve el emeği göz nuruyle tasarlamayı başardığımız oyunlarımızın nihayet sonuna geldik. Bu hafta artı show zamanı. Her bir arkadaş kendi gurubunda tasarladığı oyunları bu hafta ilk defa tecrübe edeceğiz. Bu güne kadar görmediğimiz değişik eğlenceli bir o kladarda eğitici oyunlarla karşılaşacağımıza eminim. Bizde gurup olarak oyunumuzu tamamladık. Ne kadar iyi oldu bilmiyorum ama bizim için gelecekte hazırlayacağımız oyunlara yönelik çok güzel bir tecrübe olacağını söyleyebilirim. Hazırladığımız oyun kalabalık bir kitleyle oynanması gerektiği için sadece kağıt üzerinde nasıl oynanmöası gerrektiğini kurallarını vs. yazabildik. Bu haftaki derse topluca oynandığı zaman oyunun eksiklerini daha iyi görebileceğimizi düşünüyorum. Eğitsel bir oyun tasarlamaya çalıştığımız için oyunu tasarlarken hem birşeyler öğretelim hemde çocuklar eğlensin diye düşündüğümüzde ortaya eli yüzü düzgün bir oyun çıkarmak pekte kolay olmadı. Ama ilk tecrübe için güzel bir çalışma olduğunu düşünüyorum. Zaten diğer arkadaşlarda oyuh tasarlama konusunda aynı durumda oldukları için onlarında aynı sıkıntıyı çektiğini düşünüyorum. Her ders yaptığımız hadi bi oyun oynayalım diyerek hazır bir oyuna konup onu oynamak ne kadar keyifliyse üzerine kafa yorup en güzel şekilde tasarlamak için her yönüyle düşünüp belli bir uğraş verip sonunda elle tutulur bir oyun meydana getirdikten sonra onu oynamak ta o derece eğlenceli. Bakalım diğer guruptaki arkadaşlar bizim için neler hazırlamaışlar. Hepsinin birbirinden güzel oyunlar hazırladıklarına eminim. Onların oyunlarını oynamayı merakla bekliyorum. Geçen hafta derste bir taraftan oyunumuzun son şeklini verirken diğer taraftan biraz hareketlenmek için oynadığımız oyun gerçekten ilginçti. bellik bir hareketi ve sesi yandakine aktarmakla ilgili olan oyunun ne işe yarayacağını pek anlayamasamda eğlencei vakit geçirmek için bire birdi. Önceden tasarlanmış bir oyun olduğuna göre mutlaka bir öğretici yanıda vardır herhalde. Sonuç olarak artık sıra biazlere değilde tarsaladığımız oyunların heyecan ve  aktivitesine geldi.  Bakalım arkadaşlar bizler için nasıl bir oyun tasarlamış. Dört gözle bu haftaki dersi bekliyorum..

Yayınlandı:  on Mayıs 17, 2007 at 8:13 pm Yorum yapın

bahar tatili ve oyun tasarımı..

Sced 487 dersine bir haftalık bahar tatili molası verdikten sonra kaldığımız yerden devam ediyoruz. Aslında araya gire tatili bahane edip oyun tasarımlarıyla ilgili daha çok araştırma yapma imkanı buldum. Bir yandan tatil yaparken diğer yandan acaba nasıl bir oyun tasarlayabiliriz diyerek mahalledeki ve okul bahçelerindeki çocukları birde bu yönden incelememeye başladım. Önceden sadece mahallede gürlütü yapmak için birkaç çocuğun bir araya gelip oynadığı oyunları pencereye çıkıp biraz sesiz olun diye uyarmakla yetinirken artık onları pencerenin radına oturup farklı bir gözle izmeye başladım. Önceden ne yapıyor bu çocuklar diye pek merak etmediğim bu oyunları artık her gördüğümde yanlarında birkaç dakika bekleyerek onları izleyip neyi nasıl ve niçin yaptıklarını bulmaya çalışıyorum. Olayı oyun tasarımı gözüyle değerlendirdiğimizde çok basit tasarımlarla çocukların çok güzel vakit geçirdiklerini hatta bir yandanda yeni yeni şeyler öğrendikleri gördüm. Bir başka değyişle çaktırmadan hayata dair birşeyler kazanıyorlardı. Onların oynadıkları oyunlar basit kurallara dayanan ve pekde öğretme amacı gütmeyen eğlence amaçlı oyunlardı. Ancak bizim yapmış olduğumuz veya yapacağımız oyunlar ise eğitim amaçlı çok iyi tasarlanmış oyunlar olması gerekli. çünkü birz bu oyunlar vasıtasıyla matematik fizik kimya gibi derslerdeki öğrencilerin anlamakta zorluk çektiği ve ya öğrenirken sıkıldığüı konuları daha eğlenceli hale getirerek onlerın ilgilsini çekip oınlara daha iyi öğretme yollarını bulmamıza yardımcı olacak biçimde tasarlanmalıydı. Son iki haftadır belli bir konuda yoğunlaştığımız bu eğitimsel oyun tasarımlarımızın son demlerine yaklaşırken ufak defek detaylarında tamamladıktan sonra ideal bir eğitimsel oyun orataya çıkaracağımızı düşünüyorum.

Yayınlandı:  on Mayıs 10, 2007 at 7:57 am Yorum yapın

şimdi tasarım zamanı..

Sced 487 dersleri artık eskisi gibi bol oyunlu ebe sobeli ve adrenalin miktarı yüksek aktivitelerle geçmiyor. İşin başında alıştırma amaçlı oyunlarımızı özler olduk. Şimdilerlde oyun oynamak yerine kendimiz yeni bir oyun tasarlamakla uğraşıyoruz. Bu hafta derse eski günlere nazire yaparcasına gerek derse hareket getirmek gerekse üzerimzideki ölü toprağı atmak için zıplama oyunuyla başladık. İlk başlarda ne yaptığımızı tam anlayamasamda oyunun sonlarına doğru olayı kavradım. Ana teması söylenen üç ve dört basamaklı ve ya beş basamaklı sayıları kavratmak olan bu oyunun sınıf içerisinde uygulama alanı pek yok gibi duruyor. Çünkü her sayı söylendiğinde ayağa fırlayıp zıplayarak adeta altta kalanlara işkence yapıyoruz gibiydi. Çıkan gürültü problemi nedeniyle daha çok açık alanda oyanancak bir beden eğitimi oyunu gibiydi. İlkokul seviyesinde oynanacak klasik basit kuralları olan grup çalışmasını ve birlikte hareket etme duygusunu arttırabilecek oyunlardan birtanesiydi. Oyun bölümünden sonra artık derse daha dinamik başlayabildik. Oyun tasarımında geçen hafta kaldığımız  yerden devam ettik. Bu hafta geçen haftanın aksine daha somut fikirler daha eli ayağı düzgün düşünceler vardı arkadaşların zihninde haftalar ilerlkedikçe bu konuda kendimizi ilerlettiğimizi söyleyebilirim. Artık olayı her yönüyle düşünmeye başladığımızda ilkk hafta ortaya attığımız oyun fikrinin bir çok eksiği olduğunu farkettik. Hepsini tamamiyle bertaraf ettiğimizi söyleyemem. Ama dönem sonuna kadar en ince ayrıntısına kadar düşünülmüş ve en iyi şekilde tasarlanmış bir oyun modeline ulaşacağımıza eminim. Bakalım bu hafta ve diğer haftalarda ne gibi yeni şeyler öğreneceğiz..

Yayınlandı:  on Nisan 26, 2007 at 7:09 pm Yorum yapın

oyun tasarlamaya doğru..

Sced 487 dersinde artık oyun oynamak yerine şimdi oyun kurgulamaya başladık. Bir zamanlar güle oynaya oynadığımız oyunların yerine kafa kafaya verip acaba biz bir oyun kurgulasaydık nasıl birşey yapardık sorusunun cevabını aramaya başladık. Tabi bunu ararken hocamızın engin tecrübelerinden en iyi şeklide istifade edeceğimize eminim. Dersler eskisi gibi eğlenceli ve oyunlarla örgülenmiş bir şekilde işlenmesede şimdi her zaman sıradan bir şekilde oynadığımız oyunlara ek olarak kendimiz yeni bir oyun kurgulamanın peşine düştük. Oyun oynamak aslında biraz tiyatroya ya da sinemaya benziyor. Kendimiz oynarken yani içinde bulunurken ya da uzaktan izlerken büyük keyif aldığımız sinema ve ya tiyatro gibi oyunu sahneye koymak ve oyun içinde performans sergilemek çok keyifli iken onun arka planında yer alan senaryosunu yazmak ve nerede nasıl ne şekilde oynanacağına karar vermek insanlara vereceğiniz mesajları düşünmek baya bir zormuş. İlk derslerde hocamız “ilerde sizlerde kendi oyunlarını kurgulayacaksınız” dediğinde “oooo.. ondan kolay ne var ben beş dakkada beş tane yazarım..” havasıyla olayın çok kolay olduğunu düşünürken işin içine girince aslında o kadarda kolay olmadığını anladık. Kaba tabirle hemen aklına gelen ilk konuyu bir oyun formatına dönüştürüp “hadi arkadaşlar oynayalım ” diyemiyorsunuz çünkü siz daha olayın en kolay kısmını yeni geçmiş sayılıyorsunuz. bundan sonra oyunun amaçları, nerede nasıl ne şekilde oynanacağı, oyunda mızıkçı çıkmaması için nelerin yapılacağı, en ayrıntılı şekilde oynayan insanları anlayabileceği ve kolaylaıkla uyabilecekleri kurallarını, eğer bir gailp varsa ona verilecek ödülü, kaybeden cezasını vs. yani en ince ayrıntısına kadar düşünüyorsun. Tabi bunları yaparken hedef kitlen ve uygulayacağın yer ve zamanda önemli. Yani bir kurgu yaptıktan sonra karşına hemen seni kısıtlayan durumlar ortaya çıkıyor. İnsan sayısı, nerede oynanacağı, amacı, süresi, oyuncu karakterleri, vermek istediği objectivleri vs. vs. Yani her oyun öylesine ulu orta yapılan bir aktivite bütünlüğü değilmiş. Üzerine iyi düşünülerek hazırlanmış oyunların insanlara nasıl çok kazandırdığını şimdi daha iyi anlıyorum. Demek ki biraz emek sarfedilerek yapılan bu tür oyunlar ilerde birer öğretmen olacak olan bizlerin en vazgeçilmez araçlarımızdanm olacağı muhakkak.
Şimdi öğretmenliğe bir adımı kalmış genç oyun tasarumcıları olarak bakalım ilerleyen günlerde bizden ve diğer arkadaşlardan ne tür bir oyun tasarımı çıkacak. Herkesin kendi bilgi ve becerisi ölçüsünde çok güzel oyunları ilk defa kendimiz oynama veya izleme fırsatı yakalayacağız. Kafa kafaya verildiğinde arkadaşlaradn çok güzel fikirlerin çıktığını görünce ortaya çıkacak oyunların izleyenleri ve ya oynayanları bir yadan şaşırtırken bir yandan da eğlenceli vakit geçirmelerine vesile olacağını düşünüyorum. Bakalım ilerleyen günlerde bu konuda kendimizi geliştirdikçe ne tür oyunları tasarlama fırsatını yakalayacağız. Hep birlikte görelim..

Yayınlandı:  on Nisan 19, 2007 at 7:29 pm Yorum yapın

4. hafta izlenimleri..

Sced 487 dersinde bu hafta oynadığımız üç oyun ve genel gidişat hakkında birkaç şeyden bahsetmek istiyorum. Her geçen hafta derse biraz daha iyi ısındığımızı söyleyebirim. bunda artık oyun oynarken bu yaşa geldik oyun mu olur psikolojisini yavaş yavaş yenmenin verdiği güvenle oyunlara iştireakler ve oyun içinde rol almak için gelen istekler her geçen gün biraz daha artıyor. Her hafta oynadığımız oyunlarla çoğu zaman yeni bişeyler öğrenme dedinden ziyade daha çok eğlencel vakit geçirmek isteğimiz daha ağır bastığından oyunların kişiler üzerindeki etkisini pek fazla hissedemiyoruz. Ders başlayalı beş hafta olmasına rağmen her hafta oynayacak yeni birkaç oyun bulabildiğimize göre demekki oyun havuzumuz baya bi geniş olmalı. Birde bazen ne için oynadığımızı bile tam bilmeden sadece oyun olduğu ve eğlenceli vakit geçirmek için yaptığımız aktiviteler olduğunu düşünüyorum. oyunların psikolojik ve ya öğretme kaygısı gütmeden tasarlandığı oyunlar olabileceği gibi insanlara birşeyler anlatmada kullanılan eğlenceli bir aktiviteler topluluğuda olabiliyor. Mesela bu hafta oynadığımız oyunlarda ben pek bişey anlamadım Sanki bir sabah programında airobik yapan ev hanımları gibi ortaya çıkan bir arkadaşımızın yaptığı hareketleri tekrarlayarak kol kaslarımnızı geliştirmeye i yoksa birlikte hareket edilerek nasıl bir bütün oluşrurulabileceğini göstermeye mi çalıştık tam anlayamadım. Ama şunu gördün toplulukların önünde olup onları idare etmek ve onların sizin yapacağınız her şeyi dört gözle izlediklerini hissetmek insanların kanındaki adrenalin miktarını biraz arttırıyor. Sosyal fobiyi yenmöek için düşülünebilcek güzel aktivitelerden biri olabilir. Ayrıca oyunu oynarken lisedeki beden eğitimi hocamızı hatırlayıp onunda aynen bu oyunlarda olduğu gibi derse başlarken ısınma hareketleri yaptırıp sonra hadi işinize bakın diyerek önümüze bir top atıp bir kenara çekilmesini anımsadım. Bizde tabi topun peşinden koştururken biaz önce yaptığımız hareketleri çoktan unutmuştuk. Aynen onun gibi bende ders bittikten sonra yaptığımız hareketleri orada bırakıp hayata kaldığım yerden devam ettim. Ama yinede her yapılan şeyde öğrenilecek bir yan vardır diye düşünürsek biraz uğraşsam belki bende bilmeden bir çok şeyi öğrenmiş olabilirm. Neyse bir sonraki hafta ders izlenimlerinde görüşmek üzere..

Yayınlandı:  on Mart 29, 2007 at 8:15 pm Yorum yapın

3. hafta izlenimleri

Sced 487 nin 3. hafta derside her zamanki gibi bol aktivileli ve eğlenceli geçti. Bu haftaki yapılan aktiviteleri ve oynanan oyunları değerlendirecek olursak ilk önce “ebeleme” oyunundan başlayalım. Dersin ilk bölümünde oynadığımız bu ebeleme oyununun diğer oyunlardan pek bi farkı yoktu. Sadece bu defa kaç tane kişiye değdiğin önemliydi sanki. Tabi oyunun kuralları tam olarak belirtilmediğinden bazı arkadaşlar kalabalık içinde dolaşmak yerine durduğu yerden kendisine zaten gelecek olan kişileri ebeleyerek bir sürü insanı ebelemiş oldular. Bence oyunun kuralları tam olarak yeniden belirlenirse dsaha güzel bir oyun olabilirdi.

İkinci bölümde yaptığımız aktivitede ise bu defa oturduğumuz yerden kağıt üzerine çizdiğimiz şekillerle bir oyun oynadık. Bence bu haftanın en güzel oyunlarından ya da aktivitelerinden biriydi. Gelecekte matematik öğretmeni olacak biri olarak  çocuklarar kümelerde kesişim-birleşim-fark konularını tam olarak nasıl anlatırım diye düşünürken böyle bir aktiviteyi görünce gelecekte sınıf içinde uygulayacağım aktiviteler ve oyunlar içinde kendsini ilk sıralardan birine yazdığımız rahatlıkla söyleyebilrim. Öncelikle ekip çalışmasıyla oynanıyor olması grup aktivitelerinin önemli olduğu bir ders için ideal bir oyun. Oyunun temeli basit gibi görüzmesine rağmen öğrenciler aynı anda iki farklı yönden kazanımları olabilir. İlki zaten oyunun temelini oluşturan benzer va farklı özeliklerin bulunması sayesinde sınıf içerisindeki arkadaşlarımızı daha yakından tanıma fırsatı bulmuş oluyoruz. Ben bile aynı bölümde beş yıldır okuduğumu arkadaşların farklı ve oratk bölümlerini yazarken ve ya duyarken “vay be” demekten kendimi alamadım Meğerse arkadaşlarımızın bilmediğimiz çok farklı yönleride varmış. İkinci olarak ise matematikteki küme kavarmını ve de kümelerin kesişim birleşim ve fark özelliklerini en iyi şekilde öğrencilere sıkmadan anlatmanın en kestirme yolu diyebilirim. Ayrıca eğer oyun içine arkadaşlarınızla aranızdaki bu farkları yazarken daha çok sıradışı özellikleri yazmaları istenirse daha eğlenceli bir aktivitede olabilir. Tüm bunların sonunda daha öncede söylediğim gibi ilerde kullanacağım oyunlardan biri olarak bunu kullanmayı düşünüyorum.

Son bölümde ise yine kağıtlara daha çok yaratıçılık ve ya farklı düşünceleri yansıtması bakımından ilginç olabilecek bir oyun oynadık. Bu oyunda en dikkate çekici tarafı aklında tasarladığın bir şeyi kağıda şekil olarak aktarırken ona benzememesi gibi iki zıt kutbu bileştirmeye çalışmak gibiydi. Sonucta çok farklı tarzda bakınca neye benzeteceğimiz şaşırdığımız eserler çıktı. Arkadaşların hayal dünyalarınında yardımıyla birden fazla anlamda çıkardığımız eserlerde aslında ne anlatmak istediğimizi tam olarak anlayan pek çıkmadı. Ama eğitim alanında uygulanabilecek farklı düşünceyi geliştirebilecek bri aktivite olabilir. Sonunda yapılan eser için yazılanlarla parağraf yazma bölümünde eserin anlamından farklı olarak çok güzel ve espirili ifadeler çıktı. Bu da herhangi farklı birkaç kelime ile bir bütünlük oluşturmak için yapılabilecek güxel çalışmalaradn biri olabilir. Bu haftada böyle geçti .Yine farklı ve güzel bir çok şeyi öğrenme fırsatı bulduk. Bakalım bir sonraki ders neler öğreneceğiz..

Yayınlandı:  on Mart 22, 2007 at 7:54 pm Yorum yapın

2. ders izlenimleri

Sced 487 dersinin ikinci haftasıda ilk hafta olduğu gibi eğlenceli aktivitelerle dolu geçti. Her ders yeni birşeyler öğrenme fırsatı bulduğumuz bu derste hem öğreniyor hemde eğleniyoruz. Dersin temel felsefesini oluşturan oyun ve onun eğitici özelliklerini ele aldığımız için her hafta farklı bir oyun oynayarak bunların eğitimsel analizlerini yapıyoruz. Bu derste şunu öğrendim. Çocukken mahalle aralarında ya da okul bahçesinde doyumsuz bir heyecanla oynadığımız oyunlar meğerse insana neler öğretiyormuş. Şunu itiraf etmeliyim ki belli bir çocukluk evresini atlatıp ve belli bir olgunluğa doğru koşar adım giderken bile geçmişe dönüp o eski günlerdeki gibi üç beş arkadaşın birleşerek güzel vakit geçirmek için oynadığımız oyunları şimdi tekrar oynarken o günlerin tadının damağında kaldığını görüyor insan. Oyun oynarken herbir arkadaşın 20 sinde ve ya 24 nündeki bir delikanlı değilde daha yeni oyuna başlayan bir çocuk edasıyla oyuna iştirak etmeleri o günlerin insan zihninde ne denli bir yer edindiğini gösteriyor. Ve oyun değince herkesin nasıl heyecanlandığı da gözlerinden kolaylıkla okunuyordu.

Bu hafta tekrardan tecrübe ettiğimiz iki oyunumuzdan ilki olan elektrik geçirme oyununda basit bir kurguyla hazırlanmasına rağmen insanın nasıl bir şartlanmışlıkla hareket ettiğini gözler önüne seriyordu. Herkes sağ kolunu kardırmış önündeki arkadaşının omuzunda hazır kıta dokunmak için beklerken diğer yandan arkadan gelecek en ufak bir temasta elektrik çarpmış gibi hemen bunu öndekine aktarmanın telaşı içindeydi. Devre tamamlandığında arkadan “başla” komutuyla birlikte eller omuzlara saniyeler içerisinde dokunarak en öndeki arkadaşa gelince “heeyyy..” diyerek mesajın istenilen yere zamanında ulaştığını herkese gösteriyordu. Gerçi oyunda birinci olan grupta değildim ama baya bi eğlendiğimi söyleyebilirim. Böylece ilk oyunda iletişimin gücünü birkez daha keşfetmiş oldum.

Açık alanda yapılan ikinci oyunda ise zihinsel eğitimden ziyade bedensel olarak reflekslerimizi ve hızımızı konuşturduğumuz bu bölümde iki oyun birden oynadık. İkinci oyunu tamamlayamadığımız için onun hakkında tam bir yorum yapmak şimdilik zor. İlk kısımdaki oyunda ise klasik “ebe beni yakalayamaz” türünün farklı bir boyutunu oynadık. Bu defa ebe ebeliğini geçirdikten sonra ebelikten kurtulamıyordu aksine kendisi gibi insalarıda kalıcı ebe yaparak çevresine bunu bir virüs gibi yayıyordu. İlk başlarda bundan kaçmak biraz kolay olsada ebe sayısı arttıkça eninde sonunda sende ebe olmak zorunda kalıyordun. Birlikte hareket etmeyle işlerin ne kadar kolay halledilecilkeceğini gösteren bu oyunda ekip çalışmasının önemini hissettirmeden bizlere kazandırıyordu.

Ders bittiğinde herkes sınıfı boşaltırken aklımızda acaba bir sonraki ders hangi oyunu oynayacağız sorusu çoktan cirit atmaya başlamıştı bile. Bir sonraki heyacan ve adrenalin dolu oyunlarda görüşmek dileğiyle..

Yayınlandı:  on Mart 14, 2007 at 10:31 pm Yorum yapın

sced 487 ilk ders, ilk heyecan..

Sced 487 dersi şimdiye kadar aldığım eğitim ve bölüm dersleri içerisinde farklı ders içeriği ve katılımcı sayısının fazla olmasına rağmen her bir arkadaşın derse az ya da çok iştirak ederek kendinden birşeyler katabildiği nadir derslerden bir tanesi. Önceden seçmeli olarak aldığımız derslere gitmek biraz sıkıcı gelmesine rağmen bu derse giderken aklımızda hep yeni bir şeyler yapacağımız ve ders esnasında çok eğleneceğimiz geliyor. Bu yönüyle bu vakte kadar böyle bir dersten mahrum kaldığımız için şanssız, son dönemde olsa böyle bir ders alabildiğimiz için kendimi şanslı olduğumuzu düşünüyorum.

Dersin içeriği düşünüldüğünde eğitimde oyun üzerine kurulu temasıyla aslında biz eğitimciler için öğrencilere bir şeyler anlatırken herkesin bildiği, belkide bir zamanlar mahalle aralarında ya da okul bahçesinde eğlenerek oynadığımız içeriği basit ama daha dikkatli incelendiğinde insana farkında olmadan bir çok şey kazandıran oyunların eğitim dünyasında öğrencilere birşeyler anlatabilmek için iyi bir araç olabileceğini göstermesi açısından önemli olabilir. Öğretmen olarak görevimiz çocuklara birşeyleri anlatabilmek ve onların bunu en iyi şekilde öğrenmesini sağlamaktır. Ama eğitimde en büyük sıkıntı bazı konuları anlatırken öğrencilerin ilgisizliği ve derse gereken önemi ve katılımı sağlamaması. Böyle düşünüldüğünde çocukların hayatta sıkılmadan ve eğlenerek vakit geçirdiği nadir anlardan biri olan oyunlar vasıtasıyla onlara birçok şeyi severek ve eğlenerek öğetebiliriz. İyi bir şekilde kurgulanmış, amacı ve içeriği öğrenciye anlatmak istediğimiz temalarla donatılmış bir oyunu hangi öğrenci oynamak istemez ki. Biz bile derste oynarken çok keyif aldığmız göre siz birde çocukları düşünün. Bu sayede çok zor ve karmaçık konuları çok basit bir şekilde çocuklara anlatma fırsatı bulmuş oluruz. Böylece öğrenciler hem dersten sıkılmazlar hemde eğlenerek yeni şeyler öğrenirler.

İlk hafta itibariyle derste oynadığımız bir iki oyundan bile bizler çok şey öğrendiğimizi gördükten sonra iyi tasarlanmış oyunlarla öğrencilere neleri öğretebileceğimiz hayal etmek pekde zor olmayacak.. ilerleyen günlerde bakıp göreceğiz.. 

Yayınlandı:  on Mart 6, 2007 at 5:19 pm Yorum yapın

Hello world!

Welcome to WordPress.com. This is your first post. Edit or delete it and start blogging!

Yayınlandı:  on at 2:53 pm Yorumlar (1)